Avrupa’da Çağrı Merkezi Çalışanları

Avrupa’da çağrı merkezlerinde çalışanlar üzerinde yapılan bir inceleme bu alandaki emekçilerin genel özellikleri hakkında çeşitli ipucları veriyor. Avrupalı çalışanlarla bizler, yani Türkiye’deki çağrı merkezlerinde çalışanlar arasında pek çok ortak nokta bulabilmek mümkün. Avrupalı çağrı merkezi çalışanlarının genel özelliklerini su şekilde sıralayabiliriz:
Çağrı merkezi çalışanlarının çok büyük bir kısmı genç insanlar. 35 yaşın üstünde çağrı merkezi çalışanı bulmak oldukça zor. Yaşı ilerlemiş olan kişiler ise zaten şef veya müdür pozisyonlarında bulunuyorlar.
Çağrı merkezlerinde çalışan insanların öğretim seviyeleri oldukça yüksek. Çalışanların yüzde 40′tan fazlası üniversite mezunu. Geriye kalanlar ise lise mezunu. Bu oran sektörel düzeyde eğitim seviyesinin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye’ye baktığımızda ise üniversite mezunlarının pastada daha fazla bir paya sahip olduklarını görüyoruz. Ama yavaş yavaş lise mezunu arkadaşların da pek çok çağrı merkezinde çalışmaya başladığını göz önünde bulundurursak yakin zamanda Türkiye’de de benzer bir paylaşımın olacağını söyleyebiliriz. Hatta lise mezunları arasındaki işsizliğin oldukça yoğun olması, ve de çağrı merkezi işinin üniversiteliler arasında her gecen gün ipliğinin daha fazla pazara çıkması sebebiyle lise mezunlarının bu resimde yakin gelecekte daha baskın bir renkle temsil edileceğini söyleyebiliriz.
Çağrı merkezi çalışanlarının çoğu kadın. Kadınların sektörün yüzde 60′ini oluşturduğu tahmin ediliyor.
Çağrı merkezi çalışanları geçici olarak ise alınıyorlar. İşe girenlerin çok azı uzun sureler boyunca çağrı merkezinde çalışabiliyorlar. Ekibin sürekli olarak yenilenmesi patronların da tercih ettiği bir yöntem. Bu sayede maliyetleri düşürmek ve kontrolü daha rahat bir şekilde sağlayabilmek mümkün. Öğrenciler Avrupa’da da patronların en sevdiği işçi tipi. Doldur- boşalt uygulamalarına pek fazla sesleri çıkmıyor, Üstüne üstlük kariyer planlarının baharında olduklarından dolayı her denileni yaptırmak çok daha kolay oluyor.
Avrupa’daki çağrı merkezlerinin çalışanlarının yarısından fazlasını işçilerin ilk çalışma yılında kaybettikleri belirtiliyor. Önemli psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar yüzünden pek çok çağrı merkezi çalışanı işten ayrılmak veya “kibarca” atılmak durumunda kalıyor!
Çağrı merkezlerinde part time ve tam zamanlı çalışanların dengeli bir şekilde dağılmış olduğu gözlemleniyor. Part time çalışanlar içerisinde yüzde 80′inin kadın, yüzde 20’sinin ise erkek olduğu belirtiliyor. Aynı şekilde çalışanların yüzde 80′i vardiya sistemine dahiller. Pek çok çalışan fazla çalıştırılmaktan yakınıyor. Bir çok işletmede hafta sonları ve resmi tatillerde çalışmak normal bir uygulama. Hatta bu şartlar il yasalarına uymadığı noktalarda şirket lehine pek çok karar çıkartılıp, iş kitabına uydurulabiliyor!
Avrupa’daki meslektaşlarımız da boyun, bel ve sırt ağrılarından şikayet edip, baş ağrısı, uykusuzluk, göz rahatsızlıkları, ses hastalıkları gibi çeşitli sağlık problemlerinden muzdariplermiş. Onlar da takim liderlerinin yarattığı stresten dolayı çeşitli ruhsal sorunlar yasıyorlarmış.
Çağrı merkezi çalışanları brüt olarak 1300-1400 Euro alıyorlar! Evet, bu oldukça yüksek bir rakam ve bizlerin bu gerçekle yüzleşmesi gerekiyor. Sonuçta batıda şartların daha iyi olduğunu biliyorduk ama bu kadarını da beklemiyorduk. Bu noktada vermemiz gereken tepki asla Avrupalı meslektaşlarımıza kızmak olmamalı, sadece kendi durumumuza dair sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için bu bilgiye vakıf olmamız gerekiyor. Yine de ücretler arasındaki bir uçurumdan tam olarak bahsetmemiz belirli açılardan pek de mümkün gözükmüyor, çünkü bu paranın (ki zaten brüt hali bu) Avrupa standartlarında çok da fazla bir miktara, en azından Türkiye şartlarını düşünerek yapacağımız bir projeksiyon çerçevesinde; denk gelmediğini görmeliyiz. Eğer yine de ikna olmamış durumdaysanız ve bu paranın fazla olduğunu düşünüyorsanız, çağrı merkezlerinin neden günden güne emeğin daha ucuz olduğu ülkelere doğru kaydığını tahayyül edebilmek için gerekli olan ipuçlarından birini elde etmişsiniz demektir.
En nihayetinde Avrupa’da da çağrı merkezlerinde doğru düzgün bir sendika faaliyeti bulunmamakta. Banka sendikalarına üyelik yüzde 5 ila 10 arasında değişiyor ki bu Avrupa ülkeleri için oldukça düşük bir değer.
Gördüğünüz gibi Avrupalı meslektaşlarımızla bizim aramızda pek de büyük bir fark yok. Onlar da bizimkine benzer çalışma koşulları altında, stres ve kaygı dolu bir iş ortamında, çeşitli sınırlılıklar içerisinde çalışıyorlar. Onlar da bizler gibi sık iş değiştiriyorlar, sendikasızlar, güçsüzler, atomize olmuş, rekabet halindeki bireyler olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Galiba en son madde bütün ipuçlarını veriyor. Hepimiz ayni şeylerden dert yanıyoruz, fakat bir turlu dertlerimizi bir araya gelip hep birlikte dile getiremiyor, hakkimiz aramak için gerekli olan platformları oluşturamıyoruz. Yaşadığınız sorunların farklı coğrafyalarda da yaşanması bir tesadüf olamaz! Dünyanın dört bir yanındaki çağrı merkezi çalışanları ayni sorunlardan dert yanıyorsa bu bir “çağrı merkezi” problemidir, ki öz itibariyle de bir sistem problemidir. İlk basta bir sömürü sistemi içerisinde bulunduğumuzu görmemiz, duymamız, hissetmemiz, algılamamız ve sonrasında da “sistematik” bir şekilde hareket etmemiz gerekiyor. Kurtuluşumuz kendi ellerimizdedir, sadece gözlerimizi açmamız yeter!

europaAvrupa’da çağrı merkezlerinde çalışanlar üzerinde yapılan bir inceleme bu alandaki emekçilerin genel özellikleri hakkında çeşitli ipucları veriyor. Avrupalı çalışanlarla bizler, yani Türkiye’deki çağrı merkezlerinde çalışanlar arasında pek çok ortak nokta bulabilmek mümkün. Avrupalı çağrı merkezi çalışanlarının genel özelliklerini su şekilde sıralayabiliriz:

Çağrı merkezi çalışanlarının çok büyük bir kısmı genç insanlar. 35 yaşın üstünde çağrı merkezi çalışanı bulmak oldukça zor. Yaşı ilerlemiş olan kişiler ise zaten şef veya müdür pozisyonlarında bulunuyorlar.

Çağrı merkezlerinde çalışan insanların öğretim seviyeleri oldukça yüksek. Çalışanların yüzde 40′tan fazlası üniversite mezunu. Geriye kalanlar ise lise mezunu. Bu oran sektörel düzeyde eğitim seviyesinin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye’ye baktığımızda ise üniversite mezunlarının pastada daha fazla bir paya sahip olduklarını görüyoruz. Ama yavaş yavaş lise mezunu arkadaşların da pek çok çağrı merkezinde çalışmaya başladığını göz önünde bulundurursak yakin zamanda Türkiye’de de benzer bir paylaşımın olacağını söyleyebiliriz. Hatta lise mezunları arasındaki işsizliğin oldukça yoğun olması, ve de çağrı merkezi işinin üniversiteliler arasında her gecen gün ipliğinin daha fazla pazara çıkması sebebiyle lise mezunlarının bu resimde yakin gelecekte daha baskın bir renkle temsil edileceğini söyleyebiliriz.

Çağrı merkezi çalışanlarının çoğu kadın. Kadınların sektörün yüzde 60′ini oluşturduğu tahmin ediliyor.

Çağrı merkezi çalışanları geçici olarak ise alınıyorlar. İşe girenlerin çok azı uzun sureler boyunca çağrı merkezinde çalışabiliyorlar. Ekibin sürekli olarak yenilenmesi patronların da tercih ettiği bir yöntem. Bu sayede maliyetleri düşürmek ve kontrolü daha rahat bir şekilde sağlayabilmek mümkün. Öğrenciler Avrupa’da da patronların en sevdiği işçi tipi. Doldur- boşalt uygulamalarına pek fazla sesleri çıkmıyor, Üstüne üstlük kariyer planlarının baharında olduklarından dolayı her denileni yaptırmak çok daha kolay oluyor.

Avrupa’daki çağrı merkezlerinin çalışanlarının yarısından fazlasını işçilerin ilk çalışma yılında kaybettikleri belirtiliyor. Önemli psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar yüzünden pek çok çağrı merkezi çalışanı işten ayrılmak veya “kibarca” atılmak durumunda kalıyor!

Çağrı merkezlerinde part time ve tam zamanlı çalışanların dengeli bir şekilde dağılmış olduğu gözlemleniyor. Part time çalışanlar içerisinde yüzde 80′inin kadın, yüzde 20’sinin ise erkek olduğu belirtiliyor. Aynı şekilde çalışanların yüzde 80′i vardiya sistemine dahiller. Pek çok çalışan fazla çalıştırılmaktan yakınıyor. Bir çok işletmede hafta sonları ve resmi tatillerde çalışmak normal bir uygulama. Hatta bu şartlar il yasalarına uymadığı noktalarda şirket lehine pek çok karar çıkartılıp, iş kitabına uydurulabiliyor!

Avrupa’daki meslektaşlarımız da boyun, bel ve sırt ağrılarından şikayet edip, baş ağrısı, uykusuzluk, göz rahatsızlıkları, ses hastalıkları gibi çeşitli sağlık problemlerinden muzdariplermiş. Onlar da takim liderlerinin yarattığı stresten dolayı çeşitli ruhsal sorunlar yasıyorlarmış.

Çağrı merkezi çalışanları brüt olarak 1300-1400 Euro alıyorlar! Evet, bu oldukça yüksek bir rakam ve bizlerin bu gerçekle yüzleşmesi gerekiyor. Sonuçta batıda şartların daha iyi olduğunu biliyorduk ama bu kadarını da beklemiyorduk. Bu noktada vermemiz gereken tepki asla Avrupalı meslektaşlarımıza kızmak olmamalı, sadece kendi durumumuza dair sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için bu bilgiye vakıf olmamız gerekiyor. Yine de ücretler arasındaki bir uçurumdan tam olarak bahsetmemiz belirli açılardan pek de mümkün gözükmüyor, çünkü bu paranın (ki zaten brüt hali bu) Avrupa standartlarında çok da fazla bir miktara, en azından Türkiye şartlarını düşünerek yapacağımız bir projeksiyon çerçevesinde; denk gelmediğini görmeliyiz. Eğer yine de ikna olmamış durumdaysanız ve bu paranın fazla olduğunu düşünüyorsanız, çağrı merkezlerinin neden günden güne emeğin daha ucuz olduğu ülkelere doğru kaydığını tahayyül edebilmek için gerekli olan ipuçlarından birini elde etmişsiniz demektir.

En nihayetinde Avrupa’da da çağrı merkezlerinde doğru düzgün bir sendika faaliyeti bulunmamakta. Banka sendikalarına üyelik yüzde 5 ila 10 arasında değişiyor ki bu Avrupa ülkeleri için oldukça düşük bir değer.

Gördüğünüz gibi Avrupalı meslektaşlarımızla bizim aramızda pek de büyük bir fark yok. Onlar da bizimkine benzer çalışma koşulları altında, stres ve kaygı dolu bir iş ortamında, çeşitli sınırlılıklar içerisinde çalışıyorlar. Onlar da bizler gibi sık iş değiştiriyorlar, sendikasızlar, güçsüzler, atomize olmuş, rekabet halindeki bireyler olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Galiba en son madde bütün ipuçlarını veriyor. Hepimiz ayni şeylerden dert yanıyoruz, fakat bir turlu dertlerimizi bir araya gelip hep birlikte dile getiremiyor, hakkimiz aramak için gerekli olan platformları oluşturamıyoruz. Yaşadığınız sorunların farklı coğrafyalarda da yaşanması bir tesadüf olamaz! Dünyanın dört bir yanındaki çağrı merkezi çalışanları ayni sorunlardan dert yanıyorsa bu bir “çağrı merkezi” problemidir, ki öz itibariyle de bir sistem problemidir. İlk basta bir sömürü sistemi içerisinde bulunduğumuzu görmemiz, duymamız, hissetmemiz, algılamamız ve sonrasında da “sistematik” bir şekilde hareket etmemiz gerekiyor. Kurtuluşumuz kendi ellerimizdedir, sadece gözlerimizi açmamız yeter!

Benzer Yazılar:

  1. Sendikalı Çağrı Merkezi Çalışanları Haklarını Arıyor
  2. Çağrı Merkezi Çalışanları Dernek Tüzüğü
  3. Çağrı Merkezi Çalışanıyım, Çalışma Hakkıma Sahip Çıkıyorum!
  4. Çağrı Merkezi Çalışanıyım; Alın Terime, Ücretime Sahip Çıkıyorum!
  5. Engelliyim, Çağrı Merkezi Çalışanıyım, Haklarıma Sahip Çıkıyorum!

Kategori:: İşliklerde Gündem

Etiketler: , ,

Yorumlar (1)

İzleme Adresi | Yorumların RSS Beslemesi

  1. sinem pisal diyor ki:

    Selamlar. Avrupa’da çalışan çağrı merkezi müşteri temsilcilerinin aldığı ücreti yüksek bulmuşsunuz ancak o ülkeler için düşüktür bu. 1300 euro onlar için hayat standartlarını yüksek tutabilecek bir para değil. 900 tl ile Türkiye’de çalışmak aynı şey. Keşke biraz araştırıp eleştirseymişsiniz.
    Avrupa’da çoğu meslek daha fazla para kazandırıcı gibi geliyor ancak somutlaştırmak gerektirirse biz bir simiti 1tl ye alıyorsak onlar 2 tl ye alıyorlar. Aslında onların ücreti de ülkemizdeki seviyelerde.
    İyi Günler.

Siz de yorum yapın