Koçlar ve Çimen

Yapı Kredi ile Koçbank birleşti. Bu birleşmenin bankacılık sektörünü nereden alıp nereye götürdüğü o bankacılık sektörünün bu memleketi nereden alıp nereye götürdüğü bu götürüşler sırasında ortaya çıkan rantı kimlerin götürdüğü hakkında sorulacak onlarca soru var. Ama bu yazıda ele alınacak konu şirket birleşmeleri ve birleşmeler sonucunda çalışanların mağduriyetleri olacak. Koç Holding’in Yapı Kredi’yi almasının çalışanlar üzerindeki mağduriyetini inceleyeceğimiz için hikaye, bir nevi koçlar ve çimen hikayesi.
2 Ekim 2006′da Koç Holding Yapı Kredi bankasını işletmek için gereken resmi yetkiyi aldı. İki bankanın tek bir merkezden yönetilmesi için ise bayram tatilinin sonu olan 26 Ekim 2006 beklendi. Birleşmenin kendisini geçtim birleşme işleminin teknik tarafı için söylenebilecek tek şey, birleşme sonrası ortaya çıkan yeni bankanın çalışanlarının çok iyi bildiği gibi, tam bir rezalet olduğudur.
Yapı Kredi gibi 500′u aşkın şubesi, beş milyon iki yüz bin gibi abartılı bir sayıyla Türkiye’de en çok kredi kartı müşterisi, olan bir bankayı Kocbank’ın sistemi ile yönetmeye çalışınca sistem kitlendi. Internet şubesi de dahil olmak üzere bütün şubeler işlem yapamama noktasına geldi. Ağzına kadar dolmuş şubeler, beş milyonu aşkın kredi kartı müşterisinin bekleyen işlemleri, yapılamayan ödemeler, yüz binlerce insanin zaman ve para kaybını düşününce 26 Ekim 2006′da Koç Holding’in büyük bir bankacılık skandalının altına imza attığı söylenebilir.
Peki, “Nasıl oldu da bu skandal medyada yer almadı ?” sorusunu soracak olursak, cevap olarak karşımıza Koç Holding’in devasa reklam bütçesi çıkar. Koç Holding’in reklam bütçesi medya patronlarının riske edemeyeceği kadar büyük olunca Koç Holding’i rahatsız edecek skandal haberi atlanıyor. Haber ulusal medyada yer almasa bile Koç Holding ” beş milyon kişinin bildiği sır değildir” gerçeğine sırt çeviremiyor ve aleyhindeki haberi atlattırmayı başardığı medyaya boy boy özür ilanları vermek zorunda kalıyor. Haber alma umuduyla para verip satın aldığımız gazeteler haberi değil, reklamı ulaştırmanın derdine düşünce bu tip rezaletleri yasamak normal. Bozuk düzende düzgün çark olmaz diyor ve skandalın medya ayağını bırakıp çağrı merkezi çalışanlarının durumuna göz atıyoruz.
Forte Forte Forte Tempo
Bu birleşmeden çağrı merkezi çalışanlarının payına düsen, bekleyen çağrıları gösteren tabelanın gün boyunca, üst limiti olan 750′de durması ve hiç inmemesi oldu. Bu rakam zaten hiç bir zaman yeterince işçi çalışmadığı için her zaman yoğun olan çağrı merkezini tam bir kabusa dönüştürdü. Hem çalışanlar, hem müşterilerin ayni anda gördüğü bu kabus kısa surede geçip gidecek gibi de değil üstelik.
Bankacılıkta Yeni Bir Standart Üreten Memnuniyet
Yöneticilere bakılırsa bu süreç çalışanların ve müşterilerin anlayışlı olmasıyla atlatılabilir. Koç Holding yöneticileri kendi hataları sonucu ortaya çıkan gerginliği müşteri ile çalışan arasında tanımlıyor. Oysaki çalışanların müşterinin memnun olmasıyla ilgili bir sorunları yok, çalışanların talepleri (memnuniyet dedik oradan gidelim) üreten memnuniyeti için. Memnuniyet teorisi denkleminde eksik olan firma memnuniyetini de hesaba katınca herşey daha rahat anlaşılacaktır.
Gerçek su ki firmanın memnuniyeti ile çalışanın memnuniyetinin kaynağı aynı. Ünlü iktisatçı Ricardo bunu şöyle ifade ediyor: ücretin ve karin kaynağı aynı olduğu için sermayedar ile işçi arasında bir gerginlik vardır. Koç Holding bu gerginliği eviriyor çeviriyor ve müşteri ile çalışan arasında bir gerginlik olarak sunuyor, sonra da çalışanlardan anlayış bekliyor. Şubede veya çağrı merkezinde kaç kişinin çalışacağını banka çalışanları belirlemiyor. Bankada çalışan herkes işini fazlasıyla yapıyor. Uzun uzun temellendirmeye gerek yok, yoğunluk nedeniyle ortaya çıkan memnuniyetsizliğin tek sorumlusu Koç Holding’tir.
Bütün bu gerçeklerin yok sayılıp yöneticilerin çalışanlardan anlayış beklemesi “beş kişilik işi üç kişi yapın ki hem çalışmaktan başınızı kaldıramayıp hayatınızdan bezin, hem de yerine çalıştığınız iki kişi işsiz kalsın evine icra gelsin. Sen o iki kişinin halini görüp korkundan işten ayrılamazken o iki kişi işsizlikten bıkıp üç kuruşa çalışsın.” demekten farksız.
Çağrı Merkezi çalışanlarının Düşü Koç’un Kabusu
Birleşme sureci, zaten zor olan çalışma koşullarını dayanılamaz hale getirdi. Öyle ki birçok çalışan birikmiş hakki olan tazminatını yakıp istifa etmeyi düşünüyor. Çalışanlar, istifa ettiği taktirde kaybedeceği tazminatın getireceği ekonomik külfeti göze alsa bile, tazminatını ödememek için çalışma koşullarını ağırlaştırarak onları istifaya zorlayan Koç Holding’le inatlaşmayı sürdürüyorlar. Neyse ki tazminatını yakıp istifa etmekten ve bu şartlarda çalışmayı sürdürmekten başka bir ihtimal daha var.
700 u aşkın çalışanı olan call center biriminden bir kişinin açacağı dava bütün dengeleri değiştirebilir. Türkiye’de yürürlükte olan iş hukukuna göre şirket birleşmeleri esnasında işçilerin kazanılmış hakları korunuyor. Dolayısıyla şirket birleşmesi esnasında hak kayıplarının olduğu ispatlanırsa tazminat alıp işten ayrılmanın yolu açılabilir, üstelik bu dava olumlu sonuçlanırsa diğer çalışanlar için da emsal teşkil eder.
gercegecagrimerkezi.org olarak biz Yapı Kredi ve Koçbank birleşmesinden sonra hak kayıpları olduğunu düşünen çalışanlara hukuki danışmanlık yapacağız. Internet üzerinden soracağınız sorulara, elimizden geldiğince çabuk ve doyurucu yanıtlar vermeye çalışacağız. Biz biliyoruz ki çağrı merkezi çalışanları bir araya gelemediği taktirde hak kayıplarının, ücretsiz mesailerin, abartılı çalışma temposunun sonu gelmeyecektir.
Koç Holding birleşme rezaletinde verdiği yanlış kararlar yüzünden zarara uğrattığı müşterilerinin ve fazla çalıştırdığı çalışanlarının zararlarını tazmin etmeyi düşüneceğine çalışanların ücretlerini düşürmenin derdinde. Bu birleşme sureci atlatıldıktan, sular durulduktan sonra birleşmenin hedeflerinden biri olan personel giderlerini düşürme de gerçekleşmiş olacak. Koç Holding’in hesap edemediği önemli bir ayrıntı var. Koçbank-Yapı Kredi birleşmesi çoktan gerçekleşmesi gereken başka bir birleşmeyi:
Sırada bekleyen, karşıladıkça bitmeyen ve hiç bitmeyecek olan çağrılardan, bakışlarını kaçırmadan gözünün içine bakan bir kadın karşısında ne yapacaklarını bilmeyenlerden, telefonda kadın sesini duyunca iğrençleşen müşterilerden, durmadan hata veren ve zaten zor olan işlerini yapmaya çalışan insanları sinir hastası eden ucuz bilgisayar programlarından ve ucuz bilgisayarlardan, arzuları istekleri hedefleri tükenmeyen yöneticilerden, ne kadar lezzetli olursa olsun (ki çoğu zaman olmaz) hepsi bir birinin ayni olan catering yemeklerinden ve hepsi birbirinin ayni olan günlerden bıkanların, çağrı merkezi çalışanlarının birleşmesini tetikleyebilir.

yapikredi

Yapı Kredi ile Koçbank birleşti. Bu birleşmenin bankacılık sektörünü nereden alıp nereye götürdüğü o bankacılık sektörünün bu memleketi nereden alıp nereye götürdüğü bu götürüşler sırasında ortaya çıkan rantı kimlerin götürdüğü hakkında sorulacak onlarca soru var. Ama bu yazıda ele alınacak konu şirket birleşmeleri ve birleşmeler sonucunda çalışanların mağduriyetleri olacak. Koç Holding’in Yapı Kredi’yi almasının çalışanlar üzerindeki mağduriyetini inceleyeceğimiz için hikaye, bir nevi koçlar ve çimen hikayesi.

2 Ekim 2006′da Koç Holding Yapı Kredi bankasını işletmek için gereken resmi yetkiyi aldı. İki bankanın tek bir merkezden yönetilmesi için ise bayram tatilinin sonu olan 26 Ekim 2006 beklendi. Birleşmenin kendisini geçtim birleşme işleminin teknik tarafı için söylenebilecek tek şey, birleşme sonrası ortaya çıkan yeni bankanın çalışanlarının çok iyi bildiği gibi, tam bir rezalet olduğudur.

Yapı Kredi gibi 500′u aşkın şubesi, beş milyon iki yüz bin gibi abartılı bir sayıyla Türkiye’de en çok kredi kartı müşterisi, olan bir bankayı Kocbank’ın sistemi ile yönetmeye çalışınca sistem kitlendi. Internet şubesi de dahil olmak üzere bütün şubeler işlem yapamama noktasına geldi. Ağzına kadar dolmuş şubeler, beş milyonu aşkın kredi kartı müşterisinin bekleyen işlemleri, yapılamayan ödemeler, yüz binlerce insanin zaman ve para kaybını düşününce 26 Ekim 2006′da Koç Holding’in büyük bir bankacılık skandalının altına imza attığı söylenebilir.

Peki, “Nasıl oldu da bu skandal medyada yer almadı ?” sorusunu soracak olursak, cevap olarak karşımıza Koç Holding’in devasa reklam bütçesi çıkar. Koç Holding’in reklam bütçesi medya patronlarının riske edemeyeceği kadar büyük olunca Koç Holding’i rahatsız edecek skandal haberi atlanıyor. Haber ulusal medyada yer almasa bile Koç Holding ” beş milyon kişinin bildiği sır

değildir” gerçeğine sırt çeviremiyor ve aleyhindeki haberi atlattırmayı başardığı medyaya boy boy özür ilanları vermek zorunda kalıyor. Haber alma umuduyla para verip satın aldığımız gazeteler haberi değil, reklamı ulaştırmanın derdine düşünce bu tip rezaletleri yasamak normal. Bozuk düzende düzgün çark olmaz diyor ve skandalın medya ayağını bırakıp çağrı merkezi çalışanlarının durumuna göz atıyoruz.

Forte Forte Forte Tempo

Bu birleşmeden çağrı merkezi çalışanlarının payına düsen, bekleyen çağrıları gösteren tabelanın gün boyunca, üst limiti olan 750′de durması ve hiç inmemesi oldu. Bu rakam zaten hiç bir zaman yeterince işçi çalışmadığı için her zaman yoğun olan çağrı merkezini tam bir kabusa dönüştürdü. Hem çalışanlar, hem müşterilerin ayni anda gördüğü bu kabus kısa surede geçip gidecek gibi de değil üstelik.

“Bankacılıkta Yeni Bir Standart Üreten Memnuniyet”

Yöneticilere bakılırsa bu süreç çalışanların ve müşterilerin anlayışlı olmasıyla atlatılabilir. Koç Holding yöneticileri kendi hataları sonucu ortaya çıkan gerginliği müşteri ile çalışan arasında tanımlıyor. Oysaki çalışanların müşterinin memnun olmasıyla ilgili bir sorunları yok, çalışanların talepleri (memnuniyet dedik oradan gidelim) üreten memnuniyeti için. Memnuniyet teorisi denkleminde eksik olan firma memnuniyetini de hesaba katınca herşey daha rahat anlaşılacaktır.

Gerçek şu ki firmanın memnuniyeti ile çalışanın memnuniyetinin kaynağı aynı. Ünlü iktisatçı Ricardo bunu şöyle ifade ediyor: ücretin ve karin kaynağı aynı olduğu için sermayedar ile işçi arasında bir gerginlik vardır. Koç Holding bu gerginliği eviriyor çeviriyor ve müşteri ile çalışan arasında bir gerginlik olarak sunuyor, sonra da çalışanlardan anlayış bekliyor. Şubede veya çağrı merkezinde kaç kişinin çalışacağını banka çalışanları belirlemiyor. Bankada çalışan herkes işini fazlasıyla yapıyor. Uzun uzun temellendirmeye gerek yok, yoğunluk nedeniyle ortaya çıkan memnuniyetsizliğin tek sorumlusu Koç Holding’tir.

Bütün bu gerçeklerin yok sayılıp yöneticilerin çalışanlardan anlayış beklemesi “beş kişilik işi üç kişi yapın ki hem çalışmaktan başınızı kaldıramayıp hayatınızdan bezin, hem de yerine çalıştığınız iki kişi işsiz kalsın evine icra gelsin. Sen o iki kişinin halini görüp korkundan işten ayrılamazken o iki kişi işsizlikten bıkıp üç kuruşa çalışsın.” demekten farksız.

Çağrı Merkezi Çalışanlarının Düşü Koç’un Kabusu

Birleşme sureci, zaten zor olan çalışma koşullarını dayanılamaz hale getirdi. Öyle ki birçok çalışan birikmiş hakki olan tazminatını yakıp istifa etmeyi düşünüyor. Çalışanlar, istifa ettiği taktirde kaybedeceği tazminatın getireceği ekonomik külfeti göze alsa bile, tazminatını ödememek için çalışma koşullarını ağırlaştırarak onları istifaya zorlayan Koç Holding’le inatlaşmayı sürdürüyorlar. Neyse ki tazminatını yakıp istifa etmekten ve bu şartlarda çalışmayı sürdürmekten başka bir ihtimal daha var.

700 u aşkın çalışanı olan call center biriminden bir kişinin açacağı dava bütün dengeleri değiştirebilir. Türkiye’de yürürlükte olan iş hukukuna göre şirket birleşmeleri esnasında işçilerin kazanılmış hakları korunuyor. Dolayısıyla şirket birleşmesi esnasında hak kayıplarının olduğu ispatlanırsa tazminat alıp işten ayrılmanın yolu açılabilir, üstelik bu dava olumlu sonuçlanırsa diğer çalışanlar için da emsal teşkil eder.

Gerçeğe Çağrı Merkezi olarak biz Yapı Kredi ve Koçbank birleşmesinden sonra hak kayıpları olduğunu düşünen çalışanlara hukuki danışmanlık yapacağız. Internet üzerinden soracağınız sorulara, elimizden geldiğince çabuk ve doyurucu yanıtlar vermeye çalışacağız. Biz biliyoruz ki çağrı merkezi çalışanları bir araya gelemediği taktirde hak kayıplarının, ücretsiz mesailerin, abartılı çalışma temposunun sonu gelmeyecektir.

Koç Holding birleşme rezaletinde verdiği yanlış kararlar yüzünden zarara uğrattığı müşterilerinin ve fazla çalıştırdığı çalışanlarının zararlarını tazmin etmeyi düşüneceğine çalışanların ücretlerini düşürmenin derdinde. Bu birleşme sureci atlatıldıktan, sular durulduktan sonra birleşmenin hedeflerinden biri olan personel giderlerini düşürme de gerçekleşmiş olacak. Koç Holding’in hesap edemediği önemli bir ayrıntı var. Koçbank-Yapı Kredi birleşmesi çoktan gerçekleşmesi gereken başka bir birleşmeyi:

Sırada bekleyen, karşıladıkça bitmeyen ve hiç bitmeyecek olan çağrılardan, bakışlarını kaçırmadan gözünün içine bakan bir kadın karşısında ne yapacaklarını bilmeyenlerden, telefonda kadın sesini duyunca iğrençleşen müşterilerden, durmadan hata veren ve zaten zor olan işlerini yapmaya çalışan insanları sinir hastası eden ucuz bilgisayar programlarından ve ucuz bilgisayarlardan, arzuları istekleri hedefleri tükenmeyen yöneticilerden, ne kadar lezzetli olursa olsun (ki çoğu zaman olmaz) hepsi bir birinin ayni olan catering yemeklerinden ve hepsi birbirinin ayni olan günlerden bıkanların, çağrı merkezi çalışanlarının birleşmesini tetikleyebilir.

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks

Benzer Yazılar:

  1. Entegrasyon Projesi Altta Eşitlenme Projesidir

Kategori:: İşliklerde Gündem

Etiketler: , , ,

Siz de yorum yapın