Citi Bank’ta Don Kişot Değirmenlere Karşı

citibankta_don_kisot_degirmenlere_karsiÇalışıyordum, nerdeyse dört yıla yaklaşmıştı, hala çalışıyor olmam, artık alışkanlıktan mıydı, yoksa kaçış mıydı? bilmiyorum. Ama sunu biliyorum ki, biz bu işyerinin en ağır isçileriydik.

Çalışıyordum, nerdeyse dört yıla yaklaşmıştı, hala çalışıyor olmam, artık alışkanlıktan mıydı, yoksa kaçış mıydı? bilmiyorum. Ama sunu biliyorum ki, biz bu işyerinin en ağır isçileriydik.

24 saat diye bilinen bu hizmette, müşteri temsilcisi değil bankanın temsilcisiydik en çok. Anlamayanlara anlatabilmek için anlaşılamayanı. Uğraştığımız insan sayısının haddi hesabi yoktu. Savunudaydık. Bitmek bilmez bir konumşa içindeydik. Değirmenlere karşı savaşan Don Kişot misali ve bu sefer müşterilere karsı. Biz oyuz; aradığınızda başkasına sinirlendiyseniz bağırabileceğiniz kişileriz.

Biz oyuz; konuşmaya baslarken “simdi bacım, ablacım bak simdi, kardeş” diye nitelendireceğiniz. Nefes alma ihtiyacımızı tuvalete giderek heba etmemek için hesaplamalar yaptığımız, mola saatlerimizin çetelesi tutulan bizler. Ve hayatimizin bir hafta sonrasını sürprizli çalışma saatleri ile planlayamadığımız, bir ay sonrasını göremediğimiz…

Bir öğle vaktinde ya da yemek saatimiz her ne zamansa huzur içinde gözümüz, saatin akrep ve yelkovanında asılı kalmadan yemek yiyemediğimiz isçileriz. Saniyelere bağlıyız. Bazılarına mesleği anlatmaya çalıştığımızda karşımızda işin özetini yapmaya çalışan bir insan buluruz bazen. “Yani telefonlara bakıyorsun!..” der bir ses. “Bak hayır biz bunu bunu yapıyoruz, iste bankanın bilgileri, prosedürler, biz biliyoruz” kem kum… “EEG telefonlara bakıyorsun işte” der karşıdaki gene özetleyici insan.

O an durur kalırsın, bu verdiğim emek, bu çaba, bu okuduğum dört sene üniversite, bu bilgi, İngilizce .. “Evet, ben demek telefonlara bakmak için okumuşum” der, hayatını yargılarsın. Bazıları artık işini söyleyemez olmuştur. Bazıları psikolojik destek alır. Gitmek ister gidemez, hak ettiği yere gidemez.

Peki, biz işyerinin ağır isçileri olan insanlar, call center çalışanları, gerçekten basit mi bu kadar yaptığımız iş? Hep soluksuz çalışmamız, tuvalete dahi gitmememiz, devamlı gelen çağrıları cevaplamamız istenen bizler, basit bir iş mi yapıyoruz? Basit değilse emeğimizin karşılığı bu mu, çalışma koşulları bu mu olmalı? Ve satış, satış, satış… Bazen başımızdakileri çoban ve kendimizi ise koyun sürüsü gibi hissediyoruz.

Güdülüyoruz sadece. işyerinde üstlerimizle iliksilerimiz genele göre bizde farklıdır. Alt üst ilişkisi tam olarak yoktur. Hepsinin daha önce call center çalışanı olmuş olmalarının, aradaki ilişkisinden patron ilişkisinden çok dostluk ilişkisi olmasına katkısı vardır, ama gene de bu kez duygusal baskı girer işin içine ve kilitlenir bu noktada. Birincil ilişkileri kurmuş olmak, birilerinin işine yararken bu ilişkiyi kuramamış sessiz insanlar kaynayabilir ya da. Ne var ki üstün de üstü var ve onlar çalışanın halini bilmez. Bu sebeple yağar emirler. “Çok yoğunuz, çok yoğunuz, yemekler iptal. Çok yoğunuz çok yoğunuz, molaya çıkamazsınız şimdi.”

Aman tanrım, çok yoğunuz bir saat daha fazla geleceksiniz bu ay. Satışın yok, erken gel denir. Satış her halükarda yapılmalıdır ve işler yoğunken molaya gidemezsin.

Mesai durumunu da geçiyorum, çoğu is yeri çalışanı mesaiye kalmak durumunda, ama bizi mutsuz eden zincire vurulmaya çalışılan nefes alma özgürlüklerimiz. Saniye saniye eriyen direncimiz. Her yeni çağrı, bir sorunlu müşteri olunca, gün içerisinde hal ve soluk alacak enerjimiz kalmıyor.

Sırf bir personelin üstüyle tuvalette kalma suresi ile ilgili bir konuşmaya girmesi dahi berbat bir durumken, 10 dakika kullanılan bir tuvalet molasının tuvalet değil, nefes alma ihtiyaçlı kullanılmış olmanın korkusu içinde, çalışana yalancı muamelesi yapılması ve bu sebeple ideal tuvalet süresine dair yapılan konuşmalar. Bunlar artık alıştığımız ve bizi eğlendiren, trajikomik anlar. Her tuvalete gidisinde izin alma durumu 5 yaşında son bulmuştur halbuki çoğu kimsede. Ama durum bu meslekte böyle. Neyse ki hala koşturuyoruz, ama bu kez değirmenlere karşı.

Benzer Yazılar:

  1. Yönetici Baskısına Karşı, Haklarıma Sahip Çıkıyorum!
  2. Bank-Sen, Akbank İşçisinin Sesi Oldu

Kategori:: ArşivKategorilenmemisİşliklerde Gündem

Siz de yorum yapın