Biz Başka Dünya İsteriz!
Tuvalet izinlerinizi, performans baskınızı, vicdansız işyeri hekimlerinizi, anti-depresanlarınızı, ekonomik depresyonunuzu, güvencesiz işlerinizi, imkansız iş hedeflerinizi, ücret diye verdiğiniz üç kuruş parayı, geleceksizleştirme projelerinizi, özel istihdam bürolarınızı, hiç bitmeyen Q’larınızı, boğazımıza dizilen ucuz katring yemeklerinizi, akla zarar saniye hesaplarınızı ve her geçen gün üzerimize çullanan köhne düzeninizi alın başınıza çalın.
Biz Başka Dünya İsteriz!
TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2009 Ocak, Şubat ve Mart aylarında yüzde 13,8 daraldı. Bu arada milli gelirimiz de 180 milyar dolardan 127,8 milyar dolara düştü. Yine TÜİK’in rakamlarına göre 2009 Mayıs ayı sanayi üretim endeksi ise kötümser tahminleri bile aşarak yüzde 17,4 küçüldü.
İşsizler ordusu, üretme gücü elinden alınan, evine ekmek götüremeyen insan sayısı İŞKUR rakamlarına göre 3 milyon 776 bin kişi. Bu rakama iş aramaktan vazgeçenleri ve ev kadınlığına mahkum edilenleri katarsak sayının 5 milyonu çok çok aşması işten bile değil.
Türk-is Konfederasyonu’nun açıkladığı rakamlara göre Haziran’da açlık sınırı 733 TL yoksulluk sınırı 2.389 TL. Asgari ücret alan bir işçinin eline gecen ise sadece 546 TL. Anadolu’da çağrı merkezlerinde çalışan arkadaşlarımızın çok büyük bir çoğunluğu asgari ücret alıyor; yani takim elbiseli, topuklu ayakkabılı müşteri temsilcisi arkadaşlarımız açlık sinirinin altında yaşıyor.
Rakamlar tartışmaya ve yoruma aralık bırakmıyor. Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Dibi görmüş falan da değiliz. Kriz derinleşiyor ve derinleştikçe işsizlik artıyor, reel ücretler düşüyor
Başbakan Tayyip Erdoğan krizin teğet geçtiğini iddia ediyor, biz çağrı merkezi çalışanları olarak ilan ediyoruz; kiriz bizi teğet geçmedi ve ekliyoruz:
Başbakan Erdoğan hiç heveslenmesin bizi teğet geçmeyen kriz, AKP hükümetini de teğet geçmeyecek. Gün gelecek, devran dönecek bize bu yoksulluğu yaşatanlar, halka hesap verecek.
Taşrada ‘Yerel Asgari ücret’ Hazırlıkları
Çiftçi–Sen’i kapatmaya, suyumuzu ticarileştirmeye çalışanlar, çiftçiyi topraktan kopartıp taşrada ‘kendi Çin’lerini’ yaratmaya çalışıyorlar. Çağrı merkezi patronları da pusuya yatmış uzun sureden beri kulislerde dolasan ‘yerel asgari ücret’ uygulamasının yürürlüğe girmesini bekliyor.
Erzurum, Erzincan, Sivas, Yalova, Diyarbakır, Samsun çağrı merkezlerinde çalışan arkadaşlarımız İstanbul’daki çağrı merkezlerinde çalışan arkadaşlarımızla eşit iş yapıyorlar, eşit ücret almalılar.
Ülkenin bir bölgesinde yaşayanların alın terini, ülkenin başka bir bölgesinde yaşayanların alın terinden değersiz görmek kimsenin haddi değildir.
Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği olarak Anadolu insanının yoksul bırakılmışlığının çağrı merkezi patronlarının fırsatına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.
Eşit işe eşit ücret istiyoruz.
Benzer Yazılar: Benzer yazı yok.
Kategori:: Bildirilerimiz

Kapitalist düzenin sermaye patronlarının iştahını kabartan üretmeden, risk almadan elde edilecek yüksek karlılıktır. Gencecik insanları üç kuruşa tüketircesine sömürerek, bu da yetmezmiş gibi primine göz dikerek çalıştırıyorlar. Bunların gözlerini para bürümüş, çalışanlarını birer robot gibi gören kapitalistleri kim denetliyor, nerde çalışanların yasal hakları iş güvenceleri, BİRİ BİZE SAHİP ÇIKSIN ARTIK YAZIK GÜNAHTIR BİZE