Mobbing Davamız Haber Oldu

mobbing_gorseli

Türkiye’nin güzide bankalarından birinde müşteri temsilcisi olarak çalışan bir arkadaşımız üzerinde sistemli baskı uygulandı. Biz de dernek olarak elimizden geldiğince dayanışma gösterdik. Başlıkta geçen haber bu olayın haberidir.

Röportajda adı geçmeyen bankanın hangi banka olduğunun bir önemi yok. Emin ol adı geçmeyen bankanın, şu an bu metni okurken çalıştığın bankadan çok bir farkı yok.

S.T gerçek bir kişidir ve bizim üyemizdir. Ama S.T’nin de kim olduğunu da bir önemi yok.

S.T’nin yaşadıkları senin yan masanda çağrı alan arkadaşın ve hatta senin yaşadıklarının benzeridir.

gercek gündemdeki dostlarımızın izniyle aynen yayınlıyoruz…

Bir mobbing öyküsü!

Büyük bir bankanın çağrı merkezinde çalışmaya başlayan ve kısa sürede daha iyi bir pozisyona geçip, sonrasında ise şefleri ve iş arkadaşları tarafından ağır psikolojik şiddet, yıldırma, taciz ve dışlamaya maruz kalan S.T., kuruma manevi tazminat davası açtı.

2006 yılında çalışmaya başlayan S.T. adlı kadın çalışan, kendisine yönelik istifa baskılarına, taciz ve yıldırmalara 5 ay dayanabildikten sonra iş sözleşmesini noter aracılığıyla feshetti. Ve dava açma hakkını kullanarak bankaya dava açtı.

İstanbul İş Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma sonrasında görüştük davacı S.T. ve avukatı ile. Türkiye’de henüz yeni yeni öğrenilen, ama iş yaşamında en çok karşılaşılan durumlardan biri olan mobbingi yani; iş yerinde psikolojik tacizi ve buna karşı neler yapılabileceğini anlattılar. Bilhassa hizmet sektörü çalışanlarının büyük çoğunluğu mobbinge maruz kalarak istifa ediyor ve tüm haklarından da feragat etmiş oluyor. O yüzden bu davaların seyrinin çok önemli olduğunu söylüyor Avukat M.İ. ve ekliyor: Mobbing kanunlara geçmeli ve çalışanlara haklarının neler olduğu, mobbingin nasıl yaşandığına,kişide yol açacağı en az hasarla nasıl atlatılacağına nasıl delil biriktirebileceklerine dair bilgi verilmeli.

Türkiye’de işyerinde duygusal tacize (mobbing) uğrayanların oranı Avrupa’dan daha fazla. Üstelik mağdurların yüzde 77’si kadın. Mobbing; yıldırma, yok sayma, psikoterör veya soyut şiddet olarak gerçekleşiyor.

İşte S.T. ve avukatı M.İ. ile seyrini sürdüğümüz bir dava ve öncesi… (Mahkeme hala devam ettiği için davalı bankanın ve davalı şahsın ismini veremiyoruz.)

Nasıl başladı bu süreç? Davaya nasıl hazırlandınız?

Avukat M.İ.:
Müvekkilim söz konusu bankanın çağrı merkezinde çalışmaktayken hızlı bir yükseliş gösteriyor. Yükseldikten sonra, hem kendi düzeyindeki çalışanlar, hem de eski yöneticileri tarafından nedensiz bir sıkıntılı süreç başlatılıyor. İşini çok severken bir anda bu olanlar yüzünden sıkıntı yaşamaya başlıyor.

S.T.: Bana hukuksuzluk yapıldığını kavradım. Bir arkadaşım vasıtasıyla avukat buldum. Durumu değerlendirdik. Esas beni işyerinde işsiz bırakmalarından sonra derinleşti her şey.

Ne gibi sıkıntılar yaşattılar?

M.İ.: Tacizlerden rahatsız olduğunu üstlerine söyledikten sonra tacizin artırılması ve yıldırma amacıyla daha görünen bir yere alıyorlar. Aşağılıyorlar ve istifa baskısı yapıyorlar. ‘İstifa etmezsen sicilini bozarız’, ‘Senin bir daha bu sektörde çalışmanı her koşulda engelleriz’ gibi şeyler söylüyorlar. Orada gayet sakin davranıyor müvekkilim ve sonrasında beni arıyor. O sırada ben işyerine gidiyorum ve mevzu bahis konuşmayı (müvekkilimin özel telefon görüşmesini) bana zorla dinletmeye kalkıyorlar. Orada benim hukuki olarak onlara sunduğum verilerden dolayı sözleşmeyi feshedemeyeceklerini anlıyorlar ve asıl yıldırma politikası ondan sonra başlıyor.

PLAZANIN ÖNÜNDE, SOĞUKTA, SAATLERCE BEKLETME

Daha ağırlaşması nasıl oluyor?

S.T.:
Anket yapılıyor yöneticilerle ilgili, anketleri yöneticiler ‘elden geçirip’ genel müdürlüğe yolluyor. Mesela o toplantıda ‘Tamam, defol’ diyorlar. Ama ‘Bana beni işten attığınıza dair yazı verin’ demem rağmen vermiyorlar.. Ama yöneticiler Kasım ayında soğuk bir havada, plazanın girişinde o soğukta, oturacak yer olmayan bir yerde saatlerce tutuyorlar beni. (Mesai saatinde turnikelerden çıksa işi terk etmiş görüneceğim için çıkamıyorum.) Sonra avukatım geliyor ve hukuki olarak ellerinin bağlı olduğunu görünce bana baskıyı artırmaya başlıyorlar. İş vermiyorlar. Bilgisayarın şifresini değiştirip ekranımı sürekli kapalı tutuyorlar. (Çağrı merkezlerinde çağrı almak, müşterilere cevap vermek, satış yapmak veya herhangi başka bir iş yapmak için mutlaka sisteme giriş yapmak zorundasınız.Bu çok önemli bir baskı unsuru. Mesai saatinde hiçbirşey yapamazsın, ama işini de yapamazsın diyorlar. Selam vermiyorlar, bir organizasyon yapıldığında haber vermiyorlar, dışlıyorlar. Sonrasında daha fazla dayanamadığım için sözleşmeyi işçinin onuruna aykırı davranışlar ve haklı nedenler gerekçesiyle feshettik.

Bunları nasıl kanıtlayacaksınız?

M.İ.:
Mobbing mevzusu hissetirildiği anda kişinin profesyonel yardım alması zorunluluğu ortaya çıkıyor. Orası direnmesi gereken bir süreç ve desteğe ihtiyacı var. İkincisi de ne yapacağını hukuki olarak bilmesi gerekiyor. Ya profesyonelden yardım alacak ya da destek veren kuruluşlarla irtibata geçecek. Piyasadaki bütün çalışmalar piyasaya dönük yapılıyor. İşçiden yana tavır alan Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği gibi çok az kurum var. Bu nedenle mağdurlara nasıl delil toplanabileceği, neyin delil yapılacağı konusunda yardımcı olan kimse yok. Bu en önemli sorun. Ben müvekkilime iki şeyi söyledim en başta: birincisi; çok zor dayanabilecek misin? İkincisi; delil toplamamız gerekiyor, becerebilecek misin? Her taciz mobbing değildir. Mobbing olması için ferdileşmesi gerekiyor. Kast ve kişiye özel saldırı gerekiyor. Serinkanlı olup günlük tutmak gerekiyor, unutmamak için not almak gerekiyor. Şu gün bana iş verilmedi, bu şahıs bana şu küfürleri etti. O günlük önemli. Tabii ki doğrudan mahkemeye sunarsanız delil niteliği olmaz. Ama yazılan şeyler işyerindeki kayıtlarla örtüşürse, tanıklarla örtüşüyorsa olur. Bir de 3 ay tuttuğunuz günlüğü sırf mahkeme için tutmak hayatın olağan akışına zaten pek uymaz. Mahkeme bunu delil olarak kabul ediyor. Bizde günlük de var. Müvekkilimle yapılan bütün yazışmalar, ulaşma yetkisi olan bütün belgeler elimizde.

Mobbing hukusal bir terim mi?

M.İ.: Mobbing çalışma sosyolojisi ve psikolojisi kavramıydı. Daha yeni hukuksal bir kavram oldu. Ama kanunlarda henüz yer alabilmiş değil. Çalışma psikologlarıyla bu konuda çok tartışıyoruz. Bir sürü kriter getiriyorlar: 6 ay sürmesi lazım, işten atılmak lazım, vs gibi… Bu kriterler çok sert, çünkü burası Türkiye. ABD’de buna direnebilir insan, 10 kişiden 8’inin psikoloğu var. Ve Türkiye’de çıkartılacak dedikoduların çoğu namusa ilişkin olur, orada namusu kimse sallamaz. Ülke koşullarına göre belirlenmeli kriterler.

‘İŞİNDE EĞLENEN BİR KADININ BAŞARILI OLMASI RAHATSIZ EDİCİ’

Kariyer şansı olan ve kariyer basamaklarını tırmanan birisi zaten onların yaratmak istediği çalışan tipolojisi değil mi? Niçin yöneticiler statüsü artan, böylelikle daha çok kâr getirdiği tescillenen işçiye daha kötü davranmaya başlıyor?

S.T.:
Bunu ara şefler yapıyor. Çünkü ben oraya başladığımda sanırım benden çok performans falan beklemiyorlardı. Birden rahat ve umursamaz görünen bir kadın çalışanın çok iyi çalıştığını kanıtlayabilmesi onları böyle davranmaya itti. İş disiplini, hatta işini iyi yapma konusunda bir sıkıntım yoktu. Eğleniyorduk da, sosyal ortamımız da iyiydi. Böyle görünürken birden başarı kazanmak çok göze batmaya başladı. Ben eğitim grubuna girmeme rağmen benden daha iyi olduğunu düşünen asistanlar giremedi. Halbuki benden iyi değillerdi. Bu bankanın genel müdürlüğü de süreç içinde kendilerini bilgilendirmemize rağmen hiçbir girişimde bulunmadılar. Yani suçlunun tarafını tuttular.

ilgili link: http://www.gercekgundem.com/?p=242523

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks

Benzer Yazılar:

  1. İşyerinde Baskı-Denetim Mekanizmaları ve Mobbing Paneli

Kategori:: Kategorilenmemis

Etiketler: , ,

Yorumlar (2)

İzleme Adresi | Yorumların RSS Beslemesi

  1. TAHİR diyor ki:

    MOBBİNG’ in PSİKOLOJİSİ…

    İşyerinde Psikolojik taciz olarak, Türkçemize geçen bu olgu; şimdilerde cinsiyet tanımaksızın, mahkemelerimizin gündemine de girmiş durumda…
    Mobik, “tüzel kişilik”ten daha ziyade, esas itibariyle,”gerçek kişileri” konu edindiğinden; idare mahkemeleri değil, asliye hukuk ve ceza mahkemelerinin uhdesindedir.

    Mobik örneklerine, askeri yapılanmalarda rastlamak mümkün değil, zaten işin doğasına da aykırı iken, Üniversitelerdeki sayısı ile kıyaslandığında, üniversitelerin, kışlaya fark attığı gözlenmektedir.

    Olayların, % 99 ‘unun üzeri örtülmekte, kol kırılmakta, “yen” içinde bırakılmaktadır. Sadece % 0.5 ‘ lik bir oran ise, aysbergin su üstüne çıkan boyutudur.

    Batı ülkelerinde ise; olgunun oldukça yol almış bir geçmişi ve yerine oturmuş, hatırı sayılır bir hukuku ve yaptırımı vardır.

    Maalesef, üniversitelerde yaşanan “mobik” vakaları, neredeyse hangisi “mobik” değil ki? dedirtecek cinstendir.

    Tacizci kurbanını nasıl seçiyor? Kurbanında olması gereken asgari nitelikler nedir? Senaryosunu nasıl kurguluyor? Örneklem alanını nasıl belirliyor? Nasıl bir yöntem izliyor?

    Bu yazıda, mobik olgusuna, sibernetik açıdan bilimsel bir açılım getirmek amaçlanmaktadır.

    Tacizci ile başlayalım;

    Tacizci (mobik-seven):

    Tacizci kahramanımız bir amirdir. Şefkat ve ilgi mağduru bir “cevher”dir.
    Özellikle tacizcide, ağır kompleksi ve kompülsif bir takıntı varsa; durum daha da ciddi demektir. Bu gruba giren kişiler, psikolojik olarak kendilerinde, kendilerinin bile tarifleyemediği bir saygı/saygınlık! arayışı içindedirler.

    Kendi “gerçek kişiliklerini” oluşturan varlık alanını, sahip olduğu makamın tüzel kişiliğinden üstün tutarlar. Kendilerini her daim kanıtlama ve “ispat” histerisi içindedirler.

    Kontrolü ellerinde tutayım derken, kontrolsüz ve akıldışı(irrasyonel) davranışları dikkat çekicidir. Bu kişilerin, eğer “bir üst amiri” de aynı hastalıktan müzdarip değilse, geçici de olsa kontrol altına alınabilir. Ama bu bile, zaman zaman tacizciyi içten içe öfkelendirebilir. Temel çözüm; tacizciyi görevden almak, makamsız bırakmaktır. Çünkü “sahip olduğu kudret; kafacığının içindeki, kendisine tanınan yetkide ve arkasındaki kamusal güç zırhındadır.”
    İşte bu yüzden, kendilerinin mahkemeye verilmesi, onlar için “her şeyin bittiği” noktadır.

    Mobik kurbanının temel özelliği ise; “sıra dışılığı” dır. Evcileştirilmesi gereken bir alt(lık)tır. Tacizci, önceleri kurbanı ile iyi ilişkiler kurar. Daha sonrasında ise; tacizci ana hareket planını, birbir yerine getirmeye başlar.

    Mobik mağduru, genelde üstün zekalı ve kariyerinde başarılı ve sosyalleşme sürecini tamamlamış kişilerdir.

    Mağdura yüklenen rol; onun sözde “sorunlu”! bir kişi olduğudur. Pro-fesyonel tacizci; bu sorunu ve sorunun ne olduğunu bir türlü tanımlayamasa bile, böyle bir imajı(sabıkayı) kurbanının üzerinden yaftalayacak, her türlü suçlamayı a-simetrik psikolojik yollarını kullanarak yapacaktır.

    Kullandığı YÖNTEM; a) “Dedikodu Psikolojisi”
    b) Yakın çevre derin görüşmeleri
    c) Sistematik,idari soruşturmalar sinsilesi ve ardniyetli ithamlar.
    d)Abartılı duygu ve düşünceler ,niyet okuma ve felaket tellaklığı.

    Tolga Yarman hocamın da belirttiği üzere; “Von Nevman’ ın matematikteki oyun teorisi, işin kuramsal çerçevesini oluşturur.Bu teori tüm harp oyunlarının da temel felsefesidir.

    Buna göre; yapılacak hamle yada hareketle kendinizin durumunu mümkün mertebe iyileştireceksinizdir; karşınızdakinin durumunu ise, mümkün mertebe kötüleştireceksiniz, yani “etkileşme” halindeki iki fonksiyondan biri maksimize edilirken öteki, aynı zamanda minimize edilecektir. İşte buna, Mobik’ in matemetiği derler”

    Tacizci aslında, korkağın ve kendine güvensizin tekidir. Bu yönüyle, acınası, hazin bir hayat hikayesi olduğu da söylenebilir. Dolayısıyla cinayet yerine ve mağdura sık sık uğrar. Can çekişen kurbanını öldürecek ve sonrasında da intihar süsü verecektir. Bu onun kurbanı ile “bağımlılık” aşamasına geldiğinin de göstergesidir.

    Brezilya şebekleri üzerinde yapılan bilimsel bir çalışmada; bir entropi formülü yardımıyla,
    Mağdurun, tacizciden aldığından daha fazla bilgiyi, tacizcinin mağdurdan aldığını göstermektedir. Bunun nedenine gelince; Tacizci(mobik-seven) “mağdur”un
    yaptığı her şeyden haberdar olabilmek için, kendini bitirircesine bir çaba sarf etmek zorundadır.Rakamlarla ifade etmek gerekirse; tacizci konumundaki baskın şebeğin mağdur konumdaki hayvanın davranış dışa vurumlarından (bilgi birimi olarak ölçüldüğünde bunun bütünü 0.6 bits değerindeydi) 0.2 Bits değerinde bir bilgi kaydettiği ve bunun tüm bilgilerin yaklaşık üçte biri olduğu, 0.4 Bits’ lik bir bilginin de kaybolduğu saptandı..

    Ve bu aşamada sürpriz bir bulgu ortaya çıktı…!!

    Baskın durumdaki şebeğin “poz kesme”, “guruldama”, “taciz etme” ve “poposunu gösterme” gibi davranışlarından zayıf konumdaki şebeğin aldığı bilgi ise; sadece 0.02 bits düzeyinde bulunmuştur. Bu değerinde, zaman biriminde oluşan tüm bilgilerin sadece otuzda birine tekabül ettiği saptandı.Böylece bu değerin, tacizcinin kurbanından aldığı bilgilerden on defa daha az olduğu belirlenmiştir. ”Tacizci” şebeğin yükseklere tırmanayım derken poposunun daha da çok görüldüğü de saptanan başka bir bulgudur.

    Sonuç:

    Tacizci, mobik kurbanına, kurbanın tacizciye yöneldiğinden daha fazla yönelir.Bir anlamda aralarında, asker Şvayk ile subay Lukaş’ ın ilişkisi gibi bir ilişkiden bahsedilir.

    Mobik-severin, geçmişte buna benzer bir taciz yaşamış olma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla, bir davranışsal model olarak yaptığı patavatsızlıkları “dopralık” ! olarak görme eğilimdedir.

    Sonuç olarak; Kişisel fikrim şu yöndedir. Mobik kaderimiz değildir. Mobik , yapanın yanına kar kalmaz. İnsan ırkının, arkaik sosyalleşme süreçlerinde görülen ve kendi ile barışık olmayan, zihin-ruh-duygu üçlemesindeki, “duygusal zeka” gerilemesini, pekala patolojik bir araz olarak görmek de mümkündür.

    Sorunu, kartezyen akılda aramamak ,çözümü ve tedavisini de “Ekolojik”bilinç kuramıyla bağıntılamak gerekir.

    Mobik-sevenin “durum psikolojisi”, saatlik fark gösterir. Süreç içinde stabil ve steril değildir.

    Bazı araştırmalar, mobik-seven kişilerin, intihale (bilimsel kapkaç)
    yatkın kişiler olduğunu da göstermektedir.

    Mobik- sevenler, karşılarındaki, kişilerin başarılarını hafife almaya ve aldırtmaya meyillidirler. Böylelikle kurban üzerinde orta ve uzun erimde bir “İtibarsızlaştırma” politikası uygularlar. Madur / madure , ahmak ıslatan yağmura maruz bırakılmakta sonrasında ise, sağanak yağmurda ıslandığı iddia edilebilmektedir.

    Bu süreklilik arz eden durum..sürecin kesin sonunu da hazırlar.Böylelikle işten el çektirmeye, yani zemin son darbeye hazır hale getirilir.

    Unutulmamalıdır ki;

    Basiretsiz idareci, mobik yapmaya adaydır.

    Üniversite yönetimlerinin bu olaylarla mücadele etmesi veya en azından teşvik etmemesi gerekir. İdari açıdan tüm tedbirler alınmalıdır. Bunu yaparken de , “mobik-seven” in üzerine, aynı yöntemle gidilmemesi esastır.

    İyi yöneticiliğin “okulu” yoktur. Ama, “mobik”in bir kliniği vardır.

    Mobik tedavi edilemez bir vaka da değildir. Ancak hastanın, durumunu
    kabullenmesi gerekir. Sinir krizleri ve kahkahaları ise, geçicidir.

    Bakalım, Mobik teorileriyle ilgili olarak gerçekleşecek, “doktora çalışmaları” yine de kim bilir bize hangi güzellikleri sergileyecek ve bize ne şebeklikler öğretecektir.Kafamızı sert bir kayaya vurmazdan ve kuma gömmezden az biraz, az önce..!! tabiî ki de yani.

    TAHİR ÇALGÜNER

    Dipnot: 1) Tolga Yarman., “Dedikodu psikolojisi”., Popüler Bilim dergisi
    2) Frederic,Vester .,( çev: Aydın Arıtan) “Ekolojinin anlamı”Arıtan yayın.1997 İstanbul

  2. ayhan demirel diyor ki:

    Çalıştığım firma xxxx ve temizlik ürünleri san.tic.aş. 02.07.2007 yılından beri bu firmada çalışmaktayım. Lojistik müdürü ise 01.05.2008′den beri bu firmada çalışmakta. Hammadde ve sevkiyat takım lideriyim. Lojistik müdürü, yönetimin kendisine “eski elemanları komple çıkartıp yeni kadronu kur” dediğini söyleyip bizi işten çıkarmakla tehdit ediyor. Yanlış yaptığımızda ağır sözler söylüyor ve bizi tehdit ediyor. Bu tip davranışlarla 15 kişiyi işten tazminatsız işten çıkarttı. Ben bugün gidip mobing davası açacağım. Şahitlerim de var…

Siz de yorum yapın