Karşı Yakada Bir Dernek
Yayın hayatına yeni başlayan beyazyaka.org’da yayınlanan eski bir çağrı merkezi çalışanının yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
Çağrı merkezi:Telefonun Diğer Ucunda Sömürü Var
30.000 seat var da bu ‘seat’ lere oturan yok mu?
‘Koca’ sektörün parasal büyüklüğünü, ‘seat’ sayısını yazıyorsunda neden bu ‘seat’leri aslında kaç kişinin oturduğunu, kaçının sigortalı çalıştığını ya da sömürü oranını yazmıyorsun. Çağrı merkezleri derneği kuruluş nedenini “Türkiye’de Çağrı Merkezleri Sektörünün gelişimini sağlamaya, faaliyet ve etki alanını genişletmeye yönelik iş/güçbirliğini hedefleyen referans kuruluş olmak.” olarak açıklamakta.
Amaçlarını ise sektörün büyümesi, sektör yöneticilerinin eğitimi, sektörü tanıtmak, sektör için üniversite ilişkilerini düzenlemek vs vs. diye belirtmekte. Eski bir çağrı merkezi çalışanı olarak kuruluşunu duymuştum. En ufak bir ilgi duymadım. Zaten çağrı merkezi yöneticileri derneğin de yöneticisi olduğu bir topluluktan herhangi bir şey beklemiyordum. Ancak internette dolaşırken sitelerini görüp başkanın mesajında “Dünyada çağrı merkezlerinin yaklaşık büyüklüğü 320 milyar dolar; bu 119 bin çağrı merkezi ve 7,9 milyon seat demek… Türkiye’de bu rakam yaklaşık 280 milyon ytl; bu 300 büyük ve orta ölçekli çağrı merkezini ve 30.000 seat* kapasiteyi temsil ediyor…” cümlesini görünce sinirlerime hakim olamadım.
30.000 seat var da bu ‘seat’ lere oturan yok mu?
‘Koca’ sektörün parasal büyüklüğünü, ‘seat’ sayısını yazıyorsunda neden bu ‘seat’leri aslında kaç kişinin oturduğunu, kaçınınn sigortalı çalıştığını ya da sömürü oranını yazmıyorsun. Bilmiyor da olabilirsin önemsemiyor da olabilirsin. Ama sektörün en önemli bileşeni insan değil midir? 300 büyük ve orta ölçekli çağrı merkezinin oluşturduğu bu fiyakalı sektörün, bir kısmının sigortasız ve gecikmeli maaş alarak, 10 saati geçen çalışma saatleri ile emekçilerini sömüren işletmeler olması hiç etkilemiyor mu? Zaten çağrı merkezi yöneticileri genel olarak çalıştıkları ya da iş yaptıkları firmaların güzel imajlarını “müşterilere çok iyi davranın”, “müşteri her zaman haklıdır” lafları ile korumaktadır. Ancak firmanın zararı söz konusu ise müşteriye sözleşmesini hatırlatmaktadır. “Müşteri her zaman haklıdır” ama haksız olduklarını anlatmak çağrı merkezi çalışanlarının işidir. Küfür işitmekte, hakarete uğramakta onların hakkıdır. Örnekler ve bu meselenin çağrı merkezi çalışanları için ne kadar yakıcı olduğu başka bir yazının konusu olduğundan şimdilik bu konuyu kapatıyorum.
Çağrı merkezi yöneticilerine dönersek genel olarak bu sektörün kuruluşundayer almış. İşe çekirdekten başlamış onlar da çağrı almış. Zaten ne zaman çalışma koşullarından şikayet etseniz ‘Bende yaptım bu işi beğenmiyorsan işte kapı!’ genel tavrı da buradan gelmektedir. Ama sayın yönetici sen zamanında bütün baskılara boyun eğmişsen kariyerin uğruna hak gasplarına göz yummuşsan ben ne yapayım. Şimdi ‘koca’ dernek kurmuşsun, tüzük bile yazmışsın, ÇM çalışanları sadece çağrı merkezinin büyüklüğünü belirtirek geçmişsin.ÇM emekçilerinin üzerini çizerken bunun faturasının kesilebileceğini hiç düşünmemişsin.Yapılması gereken ise bu dernek yöneticilerinin ÇM emekçilerinin üzerini çizmiş olmasının faturasını kesmektir.
‘Başka Dilde Aşk’ filminde, ÇM emekçilerinin yaşadığı zorlukların, sömürünün filmden ibaret olmadığını, birçok çağrı merkezinde daha da fazlasının yaşandığını hatırlatmatmak isterim. Yeri gelmişken filmde adı geçen “ Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği” ndeki dostlarımızı anmadan geçemeyeceğim. 26 Ekim çağrı merkezleri ödülleri dağıtılıken Çağrı Merkezleri Derneği içerde Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği dışarda olacaktır. Derdimiz dışarıdakilerin sayısının çoğaltmaktır.
*Seat çağrı merkezlerinde oturma yeri yani çalışma istasyonunu ifade ediyor.
http://www.beyazyakali.org/tr/Detay.aspx?ID=12
Benzer Yazılar:
- Plazalarda Bir Hayalet Dolaşıyor!
- Citi Bank’ta Don Kişot Değirmenlere Karşı
- Yönetici Baskısına Karşı, Haklarıma Sahip Çıkıyorum!
- KESK Başkanı Tombul’dan 3 Kasım Çağrısı
Kategori:: İşliklerde Gündem








