Zorla Güzellik Olur Mu?

Ofis çalışanlarından beklenen yaptığı işle ilgili bilgi sahibi olmak ve işini düzgün yapmaktan ibaret değil. Bütün bunları yaparken şık ve bakımlı olması da gerekiyor, yani “Prezentabl” olması.

Her Ne Kadar Müşteriler Bizi Görmese De

Çağrı merkezi firmaları yaptığımız iş hakkında bilgi sahibi olmamız ve dürüstçe çalışmamıza ek olarak, iyi giyinmenizi ve kendi görünümünüzü güzel bir şekilde “sunmanız”ı istiyor. Şıklığınızın sesimize yansımasını ve müşterilere özenli ve şık biri olduğumuzu hissettirmemiz bekleniyor.

Müşterilere daha iyi hizmet vermek ve iş disiplini bağlamında ele aldığımızda şık olmamız için yapılan telkinler bir ölçüde anlaşılabilir. Ancak bunun bir sınırı var ve birçok çağrı merkezinde bu sınır aşılıyor.

İşverenlerin bizleri prezantabl görme beklentisi özellikle kadın çalışanların işe hazırlık süresini uzatıyor. Yoğun bir işte çalışan ve yeteri kadar dinlenemeyen çağrı merkezi çalışanları için bu beklenti tam bir işkenceye dönüşebiliyor.

Ayranımız Yok İçmeye

Çağrı merkezlerinde çoğunlukla düşük ücretlere çalışılıyor. Prezantabl olmak ise bir hayli para istiyor. Hele ki kadın çalışanlar için durum daha da vahim. Aslına bakarsanız sorunun çözümü basit, ancak çözüm için çağrı merkezi firmalarının kesenin ağzını açması gerekiyor. Yapılması gereken şu: çağrı merkezi firmaları “Personel Giyim Yardımı” benzeri bir ödenek çıkartmalı ve sorunun ekonomik boyutunu çözmeli.

Kadınsan, Hem Canını Hem Paranı

İşin bir de sağlık boyutu var. Sağlık Bakanlığı’nın kozmetik ürünlerine ve güzellik merkezlerine dair bir takım düzenlemeleri var ama bunlar kağıt üzerinde kalıyor. Avon katalogları elden ele dolaşıyor, rujlar semt pazarlarında satılıyor. Güzellik merkezlerinde uzmanlar mucize saçan macunlarla orta çağ büyücülerini andırıyor. Bütün bunlar ortadayken medya reklam verenlerini küstürmemek adına kafasını öte yana çeviriyor.

Bu hengamede bizleri yani içecek ayranı olmayıp da işe tahteravanla gitmek zorunda kalanları ciddi tehlikeler bekliyor.

Özel bir hastanenin Klinik Biyokimya Laboratuvarı Sorumlusu Uz. Dr. Nilgün Tekkeşin’in Hürriyet gazetesindeki söyleşisini derledik. Sabredip okursanız hem Latinceniz ilerler hem de ömrünüz uzar.

Patent Gizliliği

Kozmetik kullanıcıları için temel güvenlik basamağı ürünün üzerinde yer alan uyarı yazısıdır. Ancak çoğu üretici patent gizliliğini gerekçe gösterir ve içeriği gizler.

Kozmetiklerin içerdiği boyalar veya kokular nedeniyle bazı kişilerde gözde sulanma, kızarıklık, deride hassasiyet gibi alerjik reaksiyonlar gelişebildiği gibi; kanser, astım ve doğumsal bozukluklar yer alır.

Bazı kozmetikler, bir kez maruz kalmayla herhangi bir hastalık tablosu oluşturmazken; kimyasalın gittikçe artış gösteren etkileri ortaya çıkabilir. Özellikle başta deri, solunum yolu ve sindirim olmak üzere bütün vücut genelinde dağılım ve birikim olacaktır. Eğer vücutta yıkılıp atılma hızı vücuda alınma hızından daha yavaş ise vücut için son derece toksik nitelik taşıyacaktır.

Kimyasal hassasiyet ile bağdaştıramadığınız bulgular da görülebilir. Bunların arasında sersemlik, halsizlik, sinirlilik, konsantrasyon bozuklukları veya hafıza uçuşmaları yer alabilir.

Kozmetik ürünlerinizi incelerseniz içinde yer alan maddelerinin birçoğunun aşağıda sunulan kimyasallar olduğunu göreceksiniz;

Diethanolamine (DEA) ve triethanolamine (TEA): Bilinen nemlendirici ajanlardır. Tek başına DEA veya TEA kanser yapıcı özellik göstermez. Ancak, nitrit içeren ürünlerle bir araya geldiğinde kanser yapıcı olabilir.

Nemlendiriciler Tonikler

Alpha-Hydroxy Acids (AHA): Nemlendirici, tonik, temizleyici, maske, yaşlılık lekelerini yok edici ürünlerde yer alır. AHA, ölü deriyi soyan bir madde olarak bilinir. Ancak uygulama sonrası derinin güneş ışığına % 50 daha fazla hassasiyet gösterdiği, derinin yaşlanma hızını artırdığı ve olası deri kanseri gelişimine neden olabildiği bilinir.

Formaldehit: Tırnak cilası, şampuan, sabun, deri kremlerinde yer alır. Bu yüksek tahriş edici ajan, deriden emildikten sonra alerjik reaksiyonlara, baş ağrısına ve hatta astıma neden olabilir. İçerik listesinde sıklıkla adı “formalin” diye ifade edilir. Japonya ve İsviçre’ de kozmetik amaçlı kullanımı yasaklanmıştır.

Propylene Glycol (PEG): Güneş kremleri, ruj ve banyo malzemelerinde yer alır. Endüstride anti-freeze olarak kullanılan maddenin içeriğinde de yer alır. Nemlendirici özelliği nedeniyle ürünlerin kurumasını önlemek amacıyla kullanılır. Ancak karaciğer ve böbrek üzerinde zararlıdır, deri ve gözü tahriş eder. Yüksek miktarda alındığında santral sinir sistemini baskılamakta ve daha az efektif çalışmasına neden olmaktadır. Bunun yerine gliserinli veya sorbitollü ürünler tercih edilebilir.

Pudra

Talk: Makyaj ve vücut pudralarında bulunur. Talk, kayalarının kazınması ve sonrasında işlenmesiyle elde edilen bir mineraldir. İşleme esnasında bir dizi eser minerallerden arındırılırken asbest ile benzer özellikte olan küçük lifler ayrılmaz. Akciğer hastalıkları yapabileceği ve eğer genital bölgede kullanılırsa başta kısırlık olmak üzere üreme bozuklukları yapabileceği bilinmektedir. Yumurtalık kanseri ile ilişkilendirilmiştir.

Rujlar, Temizleme Solüsyonları

Mineral yağ: Makyaj temizleme solüsyonları, ruj ve losyonlarda yer alır. Petrol türevi olan bu madde gözeneklerin tıkanmasından kansere kadar birçok durum ile ilişkilendirilir. Yoğunluğu, derinin nefes almasını engeller.

Tırnak Bakım Ürünleri

Methyl Methacrylate: Tırnak bakım ürünlerinde bulunur. Mantar enfeksiyonlarına ve tırnakta deformitelere neden olur. Uzun süreli maruz kalınmalarda, göz, deri ve akciğerleri  tahriş edici eder, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını bozar ve üreme problemlerine yol açar.

Fitalatlar: Tırnak cilası, saç spreyi ve losyonlar içinde sunulan fitalatlar, kremsi, ipeksi dokuyu sağlarken bir plastisizer olarak da plastiğe esnekliği kazandıran bir maddedir. Bazı fitalatların kanserojen olduğu, karaciğer, akciğer ve üreme organları üzerinde zararlı etkilerinin olduğu bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Aynı zamanda doğmamış erkek çocuklarının cinsiyet gelişiminde de olumsuz etkileri vardır. Kozmetiklerde bulunan iki fitalatın (dibutyl ve diethylhexyl), Avrupa Birliği ülkelerinde kullanımı yasaklanmıştır.

Parabenler: Birçok kozmetikte çeşitli kimyasallar yer alırken en fazla endişe duymamız gerekeni parabenlerdir. Parabenler, raf ömrünü uzatıcı olarak kullanılır. Makyaj temizleme losyonlarında % 99 yer alır. Kozmetik ürünlerinde propylparaben, methylparaben ve buthylparaben birlikte kullanır. Parabenler vücutta östrojeni taklit eden madde olarak bilinir.

Vücutta hormanal etkileri artıran kimyasal maddelerin kullanılması özellikle öströjen hormonuyla artan göğüs kanserinin yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Göğüs dokusundaki yoğun yağ oranı vücuttaki toksik maddelerin burada yoğunlaşmasına ve göğüs kanserinin en yaygın kanser çeşidi olmasına sebep olmaktadır. Erkek üreme fonksiyonlarında da olumsuz yan etkiler vardır.

Triklosan: Diş macunlarında, sabunlarda, şampuanlarda ve ev temizlik ürünlerinde kullanılır. Bu kimyasal, son derece karsinojen (kanser yapıcı madde) olup çok az bir miktarı bile vücuda alındığında soğuk terlemeler, dolaşım sorunları ve hatta koma gelişebilir.

Alüminyum: Deodorantlarda yer alır. Meme kanseri gelişimine neden olabilir.

Phenylenediamine: Saç boyalarında bulunur. Kanserojen olabilir.

Kaygılanmalıyız çünkü;

• Sandığınızdan daha fazla kozmetik ürün kullanıyorsunuz

• Kozmetik etiketleri, tüm içerik listesini taşımıyor

• Parfümlerde toksik maddelerin listesi ise hiç bulunmuyor

İş yerinizde uygulanan kılık kıyafet yönetmeliğinden memnun musunuz?

View Results

Loading ... Loading ...

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks

Benzer Yazılar: Benzer yazı yok.

Kategori:: Kadınİşliklerde Gündem

Etiketler: , ,

Siz de yorum yapın