Söz Konusu Onurunsa Tek Garantin Örgütlülüğündür

2006 yılında işe başlayan arkadaşımız Birim T., 2008 yılına kadar yöneticilerinden taktir alan bir çalışandı. İşyerindeki yönetim değişikliğinden sonra, işyerinde çalışma koşulları gün geçtikçe ağırlaştı. Çalışanlar üzerinde yoğun bir baskı ortamı oluşturuldu ve bu ortam çalışanların psikolojisini etkilemeye başladı. Bu süreçte bir yönetici, baskılama ve sindirme uygulamalarının uzantısı olarak, dernek üyesi bir arkadaşımızın şahsi görüşmesini dinledi. Dinlemekle de kalmadı, görüşmeyi arkaşımızın yakınlarına da dinletmeye kalkıştı. Bir süre sonra yönetici pozisyonundaki şahıs, özel görüşmesinin dinlenmesine ve işyerindeki ağır baskı ortamına karşı sesini yükselten arkadaşımıza husumet duymaya başladı.

Davaya konu davranışların önemli bir kısmı bu olaydan sonra gerçekleşti. Arkadaşımızın bütün yetkileri askıya alındı ve boş bir masaya oturup mesaisini hiçbir şey yapmadan tamamlaması istendi. Bu noktada derneğimizin de katkılarıyla avukatımız İzzet Otru sürece dahil oldu. Banka yetkilileri ile görüştü. Tüm çalışanlar üzerindeki baskının azaltılmasını istedi. Bu görüşmelerden sonra baskılar daha da arttı. Baskılara daha fazla dayanamayan arkadaşımız sonunda haklı nedenle iş sözleşmesini feshetti ve banka aleyhine İstanbul İş Mahkemesi’nde açtığı davada, işçilik alacakları ile birlikte manevi tazminat talep etti. Çünkü, özel görüşmeleri dinlenmiş, bu görüşmeler arkadaşımızın ailesine dinletilmeye çalışılmıştı. Bunların yanında, davalı banka iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin bir kısmını da almıyordu. İşçilerin ara dinlenme sürelerini tam olarak kullandırmıyordu. Ara dinlenme sürelerindeki 1 dakikalık geç kalmalara karşılık en az 10 dakika fazla mesai yaptırıyordu.

Davanın açılması ve gerçeklerin ortaya çıkmasıyla beraber davalı banka ve çağrı merkezi yöneticileri mahçubiyet sergilemek yerine daha da üste çıkmaya çalışan bir tavır sergiledi. Davayla hiç ilgisi olmayan bir takım kayıt ve belgeleri dosyaya sunarak arkadaşımızı mahkemede zor durumda burakmaya çalıştı.

Bilirkişi raporuna göre de davalı banka, çalışanlarına baskı uygulamaktadır ve bu nedenle davacının yani dernek üyesi arkadaşımızın iş aktini feshi haklı bir sebebe dayanmaktadır. Yine rapora göre, firma iş sağlığı ve güvenliği konusundaki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmemektedir ve arkadaşımızın kişisel telefon görüşmelerinin dinlemekle arkadaşımızın kişilik haklarını zedelemiştir.

Dava boyunca bir kez daha gördük ki ülkemizde iş yaşamına dair kamu denetimi fiilen iflas etmiş durumdadır ve hak gaspı adeta bir kural haline gelmiştir. Bu aşamadan sonra emeğimizin hakkını ve onurumuzu korumanın tek yolu örgütü ve fiili mücadedir.

Bütün bu dava süreci boyunca bizlere destek olan BANK-SEN ve Plaza Eylem Platformuna teşekkür ediyoruz.

Zafer direnen emekçinin olacak

Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks

Benzer Yazılar:

  1. Söz Konusu Onurunsa Tek Garantin Örgütlülüğündür

Kategori:: Dernekten

Siz de yorum yapın